BAYRAM ZİYARETLERİ, BÜYÜKLERE HÜRMET VE AİLE

TOPLUM VE GÜNDEM

‘’Akrabasıyla ilgisini kesen kimse Cennet’e giremez. (Buhari, Edeb 11)’’

Bayram ziyaretlerinin hem dinimizde hem de kültürümüzde önemli bir yeri vardır. Bayramdan önceki gün tüm çocuklar neşeli umutlu bir şekilde yatar ve bayram sabahını beklerdi. Bayram sabahı olduğunda babalarının ve dedelerinin namazdan dönmesini kıyafetleri giyinik hazırlanmış halde beklerlerdi. Geldiklerinde hemen aile içi bayram kutlama merasimi yapılırdı. Lakin hürmetten dolayı ilk en büyükten başlanırdı kutlanmaya. Ardından büyükler küçüklere harçlık merasimi yapar eller öpülürdü. Ardından hazırlanılır ilk gün yakın derece akrabalar diğer günler uzak derece akrabalar ziyaret edilirdi.

Bayramlarda en önemli konuda zaten büyüklere hürmet edip yanlarına gitmektir. Çünkü belki de büyükler gelecek olan kişilerin yolunu, çocukların seslerini aylarca bekliyor. Bayram dediğimiz olay da zaten bu değil mi? Hem çocuklar eğleniyor. Örfümüzü, adetimizi, en önemlisi büyüklere hürmeti öğreniyor hem de büyüklerin yalnızlıklarını gideriyor.

Peki günümüzde de böyle mi artık bayramlar? Pek sanmam. Neden derseniz çünkü günümüzde olaylar çok farklı boyutlara gelmeye başladı. Korona olayı girdi birden dünya gündemine. Bu olaydan ötürü ne bayram ziyaretleri gerçekleşti ne el öpmeler ne de bayram merasimleri. Bunun etkisi günümüze dahi ulaştı. Tabii çağ da teknoloji çağı olduğu için hemen herkes sarıldı telefona. Millet akrabalarını görüntülü ve sesli aramaya başladı. Peki bu görüşmeler ne kadar sağlıklıydı? Eskisi gibi bayram havası vermiş miydi? Tabii ki de hayır. Hani derler ya “Nerede o eski bayramlar?” işte gerçekten de bu soru sorulmalıydı şimdi. Teknoloji bizi ileri mi götürmüştü yoksa geri mi?

Büyüklere hürmet konusuna değinirsek eğer, maalesef ki durum ortada. Büyüklere hürmet gösterenler azalmış. Halbuki biz böyle insanlar mıydık? Ecdadımız böyle mi öğretmişti bize? Örfümüz adetimiz böyle mi yol göstermişti bize? Tabii ki hayır. Peki neden o zaman bu hürmetsizlik ve patavatsızlık? Nedeni gayet açık aslında. Medeni denilen Batı hayranlığı sebebiyle popülerizmin etkisinde kalmış bir nesil.

Gençlerden yani "Z Kuşağı"ndan bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim kişiler 1970’lerden bu zamana kadar olan kuşak. Çünkü şuan ki neslin yapıcıları onlar. Çocuklarını düzgün yetiştiremeyenler onlar. Herkesi elbette aynı kefeye koyamayız onu belirtmekte fayda var. Ancak şunu bilmek gerekir ki Batı hayranlığı bizim tarafımızda hiçbir zaman iyi bir şey olmamıştır. Bu kültürümüzden bizi koparmaya çalışmaktır. Kültür dediğim şey tek İslam kültürü değil. Türk töre ve adetlerinden de koparıyorlar bizi. Peki bunun farkında mı gençlik veya millet? Tartışılır bir durum lakin gözle görülür şekilde sonuç belli, çoğunun umurunda değil hatta işlerine dahi geliyor.

İşlerine geliyor çünkü millet akrabalarından bıkmış yüzlerini dahi görmek istemeyecek durumda. Elbette akrabalar hatalı olabilir lakin bir selam verip bayramını kutlamak sana hiçbir şey kaybettirmez. Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

"Akrabasıyla ilgisini kesen kimse Cennet’e giremez." (Buhari, Edeb 11)

Bu hadisten çıkarmamız gereken bir ders vardır. Akrabalık ilişkilerinin önemini anlamak lazım. Aranız kötü olabilir iyi geçinmeye çalışırsın lakin aradaki ilgiyi kesmek ne Müslüman’a ne Türk’e yakışır bir harekettir. Mesafeli durursun ama yine de alakanı kesmezsin.

Peki ne yapmalıyı? Ne yaparsak bu durum düzelir? Kanaatimce sorunu çözmeye en dipten yani kökten başlamak gerekir. Yani yeni oluşturulacak bir nesille bu düzeltilebilir. İnsan belirli bir olgunluğu geçtikten sonraki sabit fikirlerini değiştirmek çok zordur. Değiştirsen dahi az bir kısmını değiştirebilirsin. Ondan dolayı çözüme ebeveynlerin eğitimi ile başlanılmalı ardından çocuğa eğitim verilmeli. Törelerimiz bunu gerektirir. Atalarımıza ve büyüklerimize hürmeti gerektirir. Bakıyoruz son zamanlarda olan olaylara haddinden fazla hürmet eksikliği var.  Yoksa dediğimiz olayların sonuçları olabilir mi bu sorunlar? Sorun temelde başladığı için çocuğun bilinçaltında yetişen bir sorumsuzluk olabilir mi? Elbette olabilir.

Şimdi de bu "LGBT" adı altında sapıklık türevi ortaya çıktı. Türk aile yapısını bozan bir düzene biz nasıl olurda sessiz kalabiliriz? Aile, toplumun yapı taşı diye okutmadılar mı senelerce okullarda? Neden o zaman bu sessizlik? Aile bozulursa toplum bozulur. Bu anlattıklarımın kat kat yüksekleri olur. İnsanın doğasına dahi uygun olmayan bir işi gelip bizim toplumumuza empoze etmek isteyenler ise yine Batı’dır. Popülerizm demiştim ya hani en başta işte her yerde gösterir kendini böyle. Peşine de gözü kapalı insanları bağlar sürükler. Bizim bir kültürümüz vardır. Batılıların bir kültürü vardır. Bilimsel her türlü buluş, fikir vs. alınabilir lakin kültür asla alınmamalıdır. Batı dediğimiz milletler daha 100 sene öncesine kadar bizim kültürümüzü yok etmeye çalışmadılar mı? Amaçları neydi peki? Kültürümüzü parçalamak ve bizi yani Türklüğü  ve İslami kültürü yok etmekti. Sultan II.Abdülhamid Han’ın bir sözü vardır:

"Bu millet iyidir. Yalnız bir kusuru vardır. Çabuk unutur."

Aslında bu söz ne kadarda uyuyor değil mi bu zamana? Yüz yıl önce kültürünü yok edememişler lakin şimdi “Medeniyet biziz.” diyerek kendi kültürünü bize empoze ediyorlar. Bizim halkımızın da bir kısmı buna sevecen bakıyor. Ne kadar üzücü.

Çıkarmamız gereken ders şudur: Aile, toplumun temel taşıdır. Aile kavramı ile ilgili sert tedbirler alınmalı ve kültür karmaşası yaşatılmamalıdır. Tüm maddeler incelenip işlerinde usta olan yetkililerin toplanıp, bu sorunu ele almaları lazımdır. Gerekli tedbirler alınmazsa yakında Avrupa’nın her bayramını kutlarız. Tıpkı şuan olduğu gibi. Kendi bayramlarımızı heyecanla beklenen coşkulu bayramlarımızı ise unuturuz. Herkes kendinden başlayarak, kendini ve çocuklarının eğitimlerini düzeltmelidir. Devlet ise bu toplumu bozan örgütlere el atmalı ve gerekli tedbirleri almalıdır. Gelecek nesilleri hep birlikte el ele törelerimizle örflerimizle kurtarmalı ve gelecek nesillere temiz gelecek bırakmalıyız!

Abdülrahim Yılmaz

 

 

Yorumlar
  • author
    Akın yılmaz
    02.04.2025 / 20:32

    Bu milleti bir yapan inancı ve töresiydi silahla savaşla elimizden alamadılar lakin yıllardır çagdaşlık adıyla nesilleri zehirlediler.iyibir konuya deginmişsiniz kaleminiz hak yazsın ve kırılmasın..

  • author
    Enes Özdemir
    02.04.2025 / 14:26

    Eyvallah, kaleminize sağlık

Yorum Yaz