İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TOPLUMLARINDA KALIN GELENEĞİNİN EVLİLİK İÇİNDEKİ YERİ

KÜLTÜR SANAT TARİH

Türk toplumunun tarihsel süreç içindeki evlilik anlayışını ve sosyal yapıdaki değişimleri yansıtan önemli bir uygulamadır.

İslamiyet Öncesi Türk Toplumlarında Kalın Geleneğinin Evlilik İçindeki Yeri

İslamiyet öncesi Türk kültüründe evlilik; sadece iki bireyin değil, iki ailenin ve hatta kimi zaman iki topluluğun birleşimi olarak görülmüştür. Bu evlilik sürecinde erkek tarafının kız tarafına sunduğu "kalın" adı verilen uygulama, İslamiyet öncesi Türk toplumlarında oldukça önemli bir gelenek olarak yer almıştır. Kalın, evlilik öncesinde gelinin ailesine verilen bir bedeldir ve genellikle para ya da mal ile ödenir. Bu geleneğin temel amacı, kız evinin düğün masraflarına destek sağlamak ve yeni kurulan aile için ekonomik bir temel oluşturmaktır.

Kalın, eski Türkler tarafından evliliğin vazgeçilmez bir parçası olarak görülürdü ve bedel ödenmeden düğün gerçekleşmezdi. Bu sebeple kalın bir gelenek olarak eski Türk toplumunun evliliğe bakış açısını anlamak için önemli bir kültürel miras niteliği taşımaktadır. Kalının miktarı, ailenin ekonomik durumuna göre belirlenir ve kız tarafının da bu ödeme karşılığında çeyiz hazırlaması beklenirdi. 

Genellikle dört parçadan oluşan kalının bölümleri şunlardır:

1-Kara Mal: Söz sırasında kızın babasına verilen ve çeyiz hazırlamak için harcanması gereken bedeldir.

2-Yelü: Erkeğin nişanlısına ilk ziyaretinde verdiği hediye olarak kabul edilir.

3-Tüy Mal: Düğün masraflarının karşılanması için kız tarafına yapılan ödeme olup genellikle para ya da mal şeklinde olur.

4-Süt Hakkı: Gelinin annesine verilen, kızın büyütülmesi ve yetiştirilmesi için bir teşekkür mahiyetindeki hediyedir.

Bu gelenek, günümüzde mahiyeti sebebiyle hukuki açıdan farklı yorumlarla ele alınmıştır. Yazımızda dört temel görüş ele alınacaktır:

1-Evliliğin bir satış ahdi olarak görülmesi: Bu görüşe göre, kalın bir çeşit "satış bedeli" olup kızın evlenmesi karşılığında bir ödeme olarak değerlendirilmiştir. Ancak, Göktürk Kitabelerinde kadının değeri ve toplum içindeki yeri göz önüne alındığında, bu görüşün eski Türk adetleriyle çeliştiği söylenebilir.

2-Kızın ailesinin yaptığı masrafların karşılığı olarak görülmesi: Kalının bazen düşük miktarlarda (örneğin birkaç koyun) olması, bu görüşü zayıflatmaktadır.

3-Velayet hakkının devrine karşılık bir bedel olarak görülmesi: Evlilik yoluyla kızın velayetinin ailesinden damada geçtiği düşünülmektedir. Ancak, bu görüşü destekleyen somut bir belge bulunmamaktadır.

4-Kalının hoşgörü ve düğün masraflarına destek amaçlı bir hediye olarak görülmesi: Bu görüş, en mantıklı ve kabul edilebilir görüş olarak bilinmektedir. Çünkü evliliği kolaylaştırıp çifte maddi gelir sağlamaktadır. 

Tüm bu görüşler ele alındığında kalının, yeni kurulan ailenin ekonomik yükünü hafifletmek ve kız tarafına nezaket göstermek amacıyla verilen bir hediye olduğunu söylemek gerekir.

Kalının iade edilmesi konusunda ise belirli kurallar mevcuttur. Eğer nişanı erkek tarafı bozmuşsa ve kızın ağır bir kusuru yoksa, kalın iade edilmez ve kız tarafında kalır. Ancak nişanı kız bozmuşsa erkeğin ağır bir kusuru olmadığı sürece kalın erkek tarafına iade edilir. Bunun yanı sıra, evlilik gerçekleşmeden önce erkeğin ölmesi durumunda ölen erkeğin erkek kardeşi evlenmeyi kabul ederse kalın geri verilmez. Ancak erkek kardeşin olmaması ya da kızın evlenmek istememesi halinde, kalın erkek tarafına iade edilir. Kızın nişanlıyken ölmesi durumunda ise yerine kız kardeşi geçebilir ve bu durumda kalın iade edilmez, verilen kalın üzerine bir miktar ekleme yapılır. Fakat kız kardeş evlenmek istemezse veya kız kardeş yoksa kalın erkek tarafına iade edilir.

Kalın geleneği, İslamiyet'in kabulüyle birlikte zayıflamış ve yerini farklı uygulamalara bırakmıştır. Mehir ve başlık parası bu uygulamalardan bazılarıdır. İlk bakışta aynı uygulamaların farklı kültürlerdeki isimleri olarak zannedilse bile kalın ile mehir arasında belirgin farklılıklar bulunmaktadır.

Kalın ile mehrin farklarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1-Mehir kıza verilir. Verilen mal veya para artık kızın mülkü olup her türlü tasarruf etme yetkisine sahiptir.

2-Mehir evlilik için şart değildir. Evliliğin bir sonucudur. Kalın ise nikah için şart kabul edilir.

3-Kalın ödenmediği müddetçe gelin kız evinden alınamaz. Ancak mehrin ödenmesi bu ve benzeri şartlara bağlı değildir.

Sonuç olarak kalın geleneği, Türk toplumunun tarihsel süreç içindeki evlilik anlayışını ve sosyal yapıdaki değişimleri yansıtan önemli bir uygulamadır. Günümüzde artık varlığını yitirmekte olsa da başlık parası adı altında bazı bölgelerde varlığını sürdürmektedir. Ancak İslami kurallarla çelişen yönleri ve modern toplum yapısına uyumsuzluğu nedeniyle artık eski önemini kaybetmiştir. 

Kaynakça:

1-Ekinci, Ekrem Buğra. Türk Hukuk Tarihi. 1. Baskı, Arı Sanat Yayınevi, 2024. Sy. 48-49

2-Aydın, Mehmet Akif. Türk Hukuk Tarihi. 20. Baskı, Beta Yayınevi, 2023. Sy. 19-20

Halil İbrahim VAROL
Halil İbrahim VAROL

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk fakültesi 2.sınıf öğrencisiyim.Bölümüm dışında felsefe,İslam hukuku,tarih ve edebiyata ilgi duymaktayım.

Yorumlar
Yorum Yaz