İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Bundan 6 asır evvel ecdadımızın Yahudilere karşı göstermiş olduğu merhamet neticesinde Osmanlı coğrafyasında rahat bir şekilde yaşamlarını sürdürdüler. Yahudiler, yüz yıllardır sürgün üzerine sürgün yerken Osmanlı İmparatorluğu onlara merhametli kanatlarını açmıştı. Yahudiler, yüz yıllardır her daim istenmeyen, aşağılanan, hor görülen bir toplum olmuştu. Ancak bu durum İslam coğrafyasında böyle değildi. 1492’de Yahudiler, Endülüs’ten sürgün edilmeden evvel orada var olan Endülüs Emevi İslam Devleti tarafından dışlanmamış, hor görülmemişti. Bu durumun aksine Avrupalılar Yahudilere büyük bir hasımlık besliyordu; defalarca kez sürgün yolunu Yahudilere reva görmüşlerdi. Yahudilerin Avrupa'da barışa, huzura hatta refaha erebildikleri Endülüs Emevi İslam Devleti ne zaman Avrupalılar tarafından işgal edildi, işte o zaman Yahudiler yine hor görüldü ve sürüldü. Yahudiler bu yaşadıklarına rağmen, bunları hiç yaşamamış gibi, Müslümanların merhametli kanatları altına girmemişler gibi, bugün Müslümanlara zulüm etmekten geri durmuyorlar ve Filistin’de tarihin gördüğü en aşağılık, en adi soykırımlardan birine imza atıyorlar.
Yahudilerin iki yüzlü tutumundan da bahsettiğimizden sonra ''Osmanlı ve Yahudiler'' konumuza başlayabiliriz. Yahudiler ne zaman Osmanlı İmparatorluğu’na sığındı diye bir sorulduğunda, vakit akıllarda 1492 ışığı yanmaktadır. En büyük toplu geliş bu tarihte olmuştur, şunu da bilmekte fayda var: 1300’lerin sonu,1400’lerin başında da Osmanlı’ya sığınan Yahudiler bulunmaktadır. Bunun dışında, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Yahudi nüfus sadece sığınmalarla değil fetih yoluyla da olmuştur. I.Murat zamanında Edirne fethedilince oradaki Yahudi nüfus Osmanlı tebaası altına alınmıştır ve Edirne Başhahamı Rumeli Yahudilerinden yetkili tutulmuştur. Ayrıca Sultan Orhan zamanında Bursa vilayetinde Yahudilerin bir mahalle kurmasına ve sinagog inşa etmesine de müsaade edilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nda Yahudiler, gayrimüslim tebaadan oldukları için devlet memuru ve asker olamazlardı. Geriye yapabilecekleri iki seçenek kalıyordu. Şehirde kalıp ticaret yapacaklar ya da taşrada tarım, hayvancılık gibi işlerle uğraşacaklardı. Baktığımızda tarım veya hayvancılıkla değil, ticaretle uğraştıklarını görüyoruz. Bunun sebebi, tarım veya hayvancılık “zor iştir” demeleri değil, taşraya giderlerse asimile olacakları düşüncesiydi. Hatta öyle ki, Yahudiler asimile olmamak için genellikle büyükşehirlerde yaşamayı tercih etmişler, özellikle de Selanik ve İstanbul gibi hem büyük hem de en önemli ticaret şehirlerinde kalıp ticaret yapmışlardır. Zaten ticaret, para gibi şeyler onların ilk defa yaptığı şeyler değil Yahudilerin ne kadar paracı bir millet olduğunu hepimiz biliyoruz. Dünyadaki para gücünün kimlerde olduğunu da gayet açık ve net bir şekilde şu an yaşanan olaylardan da anlayabiliyoruz.
Yahudiler, Osmanlı’ya sığındıkları ilk andan itibaren diğer gayrimüslim tebaa ile bir ayrıma tutulmamıştır. 1800’lerin sonunda Rusya ve Balkanlardan kaçarak akın akın Osmanlı’ya sığınan Yahudilerin etkisi ve o zamanlarda ortaya çıkan Filistin ve çevresinde İsrail Devleti kurulması amacını taşıyan Siyonist düşünce ile Osmanlı İmparatorluğu bir takım tedbirler almak durumunda kalmış ve Yahudilerin Filistin’de yerleşimine yasak getirmiştir. Bu yasağa da ayrımcılık demek mümkün değildir çünkü bu bir tedbirdir. Bu yasağın içinde Halep ve Mezopotamya arazisi ayrı tutulmuş ve burada yaşamalarına müsaade edilmiştir. Osmanlı her ne kadar Yahudilerin oraya yerleşmemesi için dirense de 1. Dünya Savaşı sonrası Orta Doğu bizim elimizden koparılınca 1948’de silah zoruyla işgalci İsrail Devleti maalesef kurulmuştur; bugün de işgalci ve soykırımcı politikalarını devam ettirmektedir.
Yüz yıllardır sürgünlerden sürgüne gönderilen, Avrupalılar tarafından dışlanan, ezilen hatta 2.Dünya Savaşı esnasında soykırıma uğrayan Yahudi milleti bugün aynılarını Filistin’de, Gazze’de Müslüman kardeşlerimize uyguluyor.
Ozan Dur
26.03.2025 / 18:57İlim ile uğraşan Gençlik bir nevi Kutsal Gençliktir çünkü O Cennet yolunun bir yolcusudur. En az bir alanda ömür boyu çalışmak lazım. Allah yardımcımız olsun...
Enes Özdemir
26.03.2025 / 18:42Kalemine sağlık sevgili Uğur Can
Aydın Uğur
26.03.2025 / 18:37Maşallah, elinize sağlık.